Kayıtlar

Kestim Kara Saçlarımı (Şiir Dinletisi) Üzerine

Bir süredir şiir kültürüne merak sardım ve Türkiye’deki tiyatro kültürünün göz bebeklerinden olan Tilbe Saran hanımefendinin de içinde yer aldığı bir dinleti olduğunu öğrenince hızlı bir kararla dinletiye doğru yola çıktım. Öncelikle beklediğimden oldukça yoğun ve emek dolu bir prodüksiyon ile karşılaştım, 4 kişilik virtüöz grubu     karşıma çıkan ilk sürpriz oldu. Dinletinin şiirleri Gülten Akın adlı şairimize aitti, ben yakın zamanda Yapı Kredi Kültür Yayınları tarafından basılan toplu şiirlerinin ilk cildini okuyabilmiştim. Şiirlere aşinalık duysam da hem okuduğum kitabı tekrar gözden geçirmem hem de diğer şiirlerini de okumam gerekiyor. Benim dinlediğim şiirlerde en yoğun bulduğum özellik isyankârlıktı ve Tilbe Saran bu şiirlerdeki isyan etme haksızlığa boyun eğmeme/eğememe durumunu bize yansıtmasını bildi.   Diğer yoğun bulduğum bir tema ise bu hayatta kendini tanımlayamama daha genelleştirsek hayata hüzün ile bakma gibi bir tavır sezdim. Şiirlerdeki yoğun hüznü Ti...

Uyarca

Resim
Uyarca Ahmet Mümtaz Taylan tarafından yönetilen ve 2017-2018 sezonu için hazırlanan 2. Oyun. Uyarca, mevsim değişikliklerine uyum sağlayan bitki demekmiş ama buradaki anlamı bitki değil düzen ile uyum sağlayan insanlar olmalı sanırsam. Oyunun yapısını kendimce tanımlamam gerekirse Nihilist bir performans ve metindi bence. Absürt Tiyatroya yakın öğeler içerse de son tahlilde Absürt tanımını bu oyun için doğru bulmuyorum. Absürt bir metin veya performans bizlere değerlerin anlamsızlığını sunarken gene bir umut kapısı bırakır gelmeyecek olan Godot'yu beklememizi salık verir ama bu metin değerleri inançlarımızı sıfırlarken bizi bir hiçlikle baş başa bırakıyor. Dekor oldukça canlıydı, bunu dekor çalışmaları ile birlikte DasDas sahnenin klasikleşmiş daha doğrusu klışeleşmiş Türkiye sahnelerinden farklı bir yapıda olmasına bağlıyorum. Oyunculuklar beklenen düzeyde tanınmış ve performansı haklı olarak beğenilmiş oyuncuların performansıydı ama kendine fark atabilmek daha doğrusu bi...

Moda Sahnesi Yorumu ile Fırtına

Daha önceden izlediğim iki adet Shakespeare -Hamlet, En Kısa Gecenin Rüyası- yorumu ile birlikte bu oyun Moda sahnesinde izlediğim 3. Shakespeare yorumlanışıydı. Bu oyundan ilk edindiğim izlenim Kemal Aydoğan'ın (oyunun yönetmeni) Shakespeare Tiyatrosu ile ilgili anlayışını en iyi işlediği oyun olmasıydı. "Peki Nedir bu farklı anlayış" diye sormadan ben başlıyayım kendimce anlatmaya. İlk önce Shakespeare dil konusunda bir dahidir veyahut Köylü Ahmet'ten üst düzeydedir ama neticede Köylü Ahmet'in oğludur. Yani Shakespeare'in dili aynı zamanda halk dilinden arınmamıştır. Peki bu oyun içinde nasıl yorumlanmalı bu soruya seyrettiğim oyunun verdiği  cevap Halk kişisi ile entelektüel birikimi olan kişi beraber bu oyunu izlemeli ama izledikleri şey elbette aynı olmayacaktır. Halk kişisi, çoğu kez gürültü gümbürtüye kendini kaptıracak dilin güzelliğini unutacaktır ama entelektüel birikimi olan izleyici kendisini gürültü gümbürtüden salondakilerin güldüklerinden arındı...

Gezdiğim Yerler Üzerine

Ayaspaşa Rus Lokantısı Bilen bilir yemek yemeye meraklı bir insanım ve karşıma bu kadar ilginç bir fırsat çıkınca karşı koyamazdım ya da koymamayı tercih ettim. Bu restoran öncelikle belirtmeliyim ki  gerçekten Türkiye'den farklı bir ülkeye ait bir yemek sunuyor Dünya mutfağı diyerek yabancı yemeklerin -afiyetle yerim orası ayrı- Türkleştirilmiş versiyonlarını değil. İçerde ben girdiğimde kısık sesle bir müzik çaliyordu ve bu müzik çalma durumu bütün yemek boyunca devam etti ve atmosferik bir etki yarattı, dekarasyon ise sanki sizi Türkiye'den çıkariyorda bambaşka bir yere götürüyor. Yediğime gelecek olursak bir şarküteri tabağı söyledim ve önüme gayet kaliteli etler ve peynirler geldi. Tek yaşadığım zorluk ise dildi benimle ilgilenen insanlar kibardı ancak çatpat bildikleri Türkçe bana zorluk yaşattı bunu bir eleştri olarak söylemiyorum elbet. Kısacası keyifli bir deneyim oldu Avrupa yakasını bundan seviyorum herzaman süprizlerle dolu Dolmabahçe Sarayı Resim Müzesi  ...

Dinlediğim Kadarıyla Müzisyenlerin Yolculuğu

Sansar Salvo  Sansar Salvo yani gerçek adıyla Ekincan Arslan 2005 yılından beri Rap müzik piyasasında etkili bir figür olmaya devam ediyor. Bandrollü albümleri üzerinden bu yolculuğu izleyelim. Adrenalin(2008): Sanatçının ilk bandrolü albümü olan bu albüm kendi dediği gibi tarzını tanımak için dinlememiz gereken 3 albümden biri -diğerleri bu yazıda da yer alacak olan 24. Şarjör ve Şimdi Sans- Bu albüm de gözlemlediğimiz tarz “gangsta rap” olarak nitelendirilebilir. Benim dinlemeyi en sevdiğim albümlerden biridir açıkçası . Seremoni Efendisi(2009):  Bu albümde de adrenalin ile benzer bir tarz gözlemliyoruz ama önemli bir fark olarak Amerikan rap grubu “La Coka Noastra” ile yaptığı featler bu albüm de bulunuyor 24. Şarjör(2013) : 4 yıl sonra çıkan bu albüm de sanatçının tarzının olgunlaştığını gözlemleyebiliriz bana rap sanatını sevdiren parçalardan “Dum taka Dum” da bu albümde. Yakında Sans(2016) : İlk dinlediğim rap parçaları genelde bu albümdendir, Sansar’ın albü...

Gezi Notları

 Murat Belge'nin "İstanbul Gezi Rehberi" kitabından aldığım ilhamla ben de  kendi seyahatlerime başladım bu yazıda o seyahatlerle ilgili kısa kısa notlardan oluşuyor. Kadıköy 1. Bu semte aşırı bir politiklesme var bunu duvar yazılarından boğadan inmeyen polisten anlayabiliyoruz. 2. Sokakta uyuyan insan sayısı gittikçe artıyor. 3. Grafiti bu semtin ayrılmaz bir parçasi olmuş Barış Manço'nun Evi : Bir sanatçıya yakışır estetik anlayışına sahip şatafattan uzak bir evdi her katta ne kadar büyük bir insan olduğunu anlıyoruz. Eminönü 1. Sokaklar geniş ve tarihi bir havası. 2. Her kültürden ve birçok ülkeden insanla karşı karşıya kalabilirsiniz. Sirkeci Garı : Böyle bir değerin bu halde olması çok üzücü hakkı ile yapılacak bir restorasyon tavsiyem. Arkeoloji Müzesi : Dünya tarihini öğrenmek için arkeoloji bilimi bize yardımcı olur o yüzden bu tür müzeleri her zaman takip edelim... Büyükada 1. Ortadoğulu turistlerini yoğunluğu hissediliyor. 2. B...

DasDas Tiyatro Tecrübeleri

Resim
   DasDas yani 2017 baharında Türkiye'nin kültür dünyasına İstanbul Ataşehirden katılan sahne. Şimdi okuduğunuz ise bu sahneyle ilgili oluşturduğum toplama yazı, tavsiyem yazı ile ilgili bildirimleri açmanız çünkü bu yazı güncelemeye açık bir yazı olucak hazırsanız başlayalım. Joseph K. Joseph K. yani DasDas tiyatronun 2017 baharında sahnelemeye başladığı oyun ben de  iki defa izleme şansına sahip oldum bu sebeple yorum yapma hakkımın olduğunu düşünüyorum. Öncelikle oyun oldukça başarılı bir modernite ve  bürokrasi eleştirisi. İkinci yorumum oyunun oldukça ilginç bir hızda ilerliyor olduğu bu hız büyük bir seyir keyfi sağlıyor bunu kabul edebilirim ama ikinci defa izlediğim de yaptığım gözlem bu hızın karakterin başından geçenleri net bir şekilde izlememizi engellemiş olması idi mesela bu oyunda aslında Joseph K. Adlı karakterin delirişini izlememiz gerekirken salonda kahkahalar eksik olmuyor trajik bir durum komediye dönüşüyor. Bu yoruma başka ekleme ...